badboy's profile07 - B_A_D_B_O_Y - 07PhotosBlogGuestbook Tools Help

Blog


    October 07

    Konuşulan konu Kadının Hası

     

    Alıntı

    Kadının Hası

     

     

    Kadının Hası

    Her gün kim bilir kaç kadın görüyorum...
    Sokakta, vapurda, okulda,
    kuaförde, orda, burda...Ama olmuyor hanımlar, olmuyor! Kadınlar
    kadınlığı unutalı daha kaç on yıl oldu ki? Solaryuma girmeye, çıplak
    gezmeye, kariyer hırsıyla yüzlerini buruşturmaya başlayalı kaç on yıl
    oldu?
    Çevremde gördüğüm kadınlardan bazılarının birtakım özelliklerini seçtim.
    Bunlara, dizilerdeki, filmlerdeki, romanlardaki kadınların hoşuma giden
    özelliklerini ekledim. Gözlerimi kapadım, Osmanlı zamanından kalma, hani
    şu afet-i devran denen kadınları düşündüm. O nasıl bir cazibedir ki,
    peçelerin ardından bile erkekleri aşık eder.
    Bir Fransız kadınının zarafetini düşündüm sonra, bir İspanyol kadınının
    ateşini ve bir Türk köylü kızının tazeliğini..

    Kadının güle benzemesi gerektiğine karar verdim sonunda. Kadının hası
    güle benzer. Rengiyle, kokusuyla, dikeniyle. Açın televizyonu, bir tane
    gül görüyor musunuz?
    Kadının hası yumuşak başlı olmaz, ama ağırbaşlı ve sıcak olur.
    Ağırbaşlılıktan kastım, sıkıcılık değil elbet. Şımarıklığın da hakkını
    verir.
    Ağırbaşlı tebessümleri olur bir de. Kadın yüzü dediğin mahkeme duvarına
    benzemeyecek. Bu tebessümler sevgidir. Yumuşacık bir sevgi olur kadın
    yüreğinde. Kim olursa olsun, ne yaşamış olursa olsun.
    Erkeğini dizine yatırıp saçlarını okşamayı bilir gerçek bir kadın.


    Kadının hası nerede, nasıl davranacağını bilir. . İnsanların içinde
    kapris yapmaz, hır çıkarmaz; ama gerçek bir Osmanlı kadını gibi,
    adabıyla, raconuyla istediğini alır. Dırdır etmez. Çok konuşup, baskı
    yapıp erkeği bezdirmez. Yüz göz olmaz kadının hası. Bazen öyle bir bakar
    ki, hele bir de bazen öyle bir susar ki, bin tümceye bedeldir bu
    bakmalarla susmalar. Bu kadın üzülmeyi de bilir, ağlamayı da, kızmayı
    da. Ama üzmemek lazım, ayrıca kızdırmaya da gelmez.
    Gerçek bir kadın ezik durmaz. Kambur yürümez, dimdik durur. Kendine
    saygısı, güveni vardır. erkeğine can yoldaşı olur,destek olur, onu
    dinlemeyi bilir.
    Bazen utangaç olur, bazen ürkek. Soğuktan ya da yalnızlıktan korkabilir
    kadın. Aptal olmaz gerçek bir kadın. Bön bön bakmaz adamların suratına.
    Hülyalı bakışları da olsa, zihni uyanık olur.
    Hüznü, gökten deli deli yağan yağmur gibi olur, saçlarından akar.
    Neşesi ise öyle renkli, öyle dağınık; saçları savrulur. Kahkahaları
    vardır bu kadının, çın çın eder odaların duvarlarında.
    Sesi güzel olur kadının, biraz buğulu...arada bir pencereye yaslar
    başını, sokağa dalıp gider, bir şarkı söyler.


    Olgunluğuyla şaşırtır erkeği. Bazen de öyle çocuk olur, öyle sağlam
    saçmalar ki, yine, yine şaşırtır onu.
    Sıkmaz kadın, bunaltmaz, yaşa yaşa bitmez. Huzur verir varlığıyla.
    İçmesini de bilir kadının hası. Bazı akşamlar anason kokulu tüter
    sofrasının sıcağı. İçli bir türkü dinler bazen, üşür, sırtına hırkasını alır. Konuşurken insanın yüzüne bakar kadın. Kibirli olmaz. Kültürsüz
    olmaz. Bomboş olmaz kafası. Dünyanın, ülkenin olaylarını bilir, anlar,
    söyleyecek sözü vardır. kişiliklidir. Beceriklidir. Tırnağı kırılınca
    üzülür, üzülür işte, profesör de olsa, sultan da olsa, boksör de olsa üzülür.
    Gerçek bir kadın hiçbir zaman reklam panolarındaki kızlara benzemez.
    Etini teşhir etmez. Fosforlu bir taş gibiliği yoktur onun, loş bir cazibesi vardır. albenisi metrelerce öteden çarpar adamı.
    Ne kadar
    örtüneceğini, ne kadar açılacağını, yerine ve zamanına göre bilir.Gerçek
    bir kadın Paris podyumlarında yürüyen, 17. yüzyılın vebalı kadınları
    gibi mankenlere benzemez. Uzun saçları vardır kadının. Yumuşak olur,
    güzel kokar. Kadının hası saçlarını ne zaman toplayacağını, ne zaman
    salacağını bilir. Kadına yaraşmaz soğukluk.
    Gerçek bir kadın göbek atmayı, gerdan kırmayı, iyi becerir; ama öyle her
    yerde masaların üstüne çıkıp oynamaz. Havasında oldu mu, bir oynadı mı,
    herkes onu izler.
    Kadın korunmayı sever, ama korunmaya muhtaç olmaz. Erkekler korumayı
    severler, ama yine de güçsüz, zavallı kadınlardan hoşlanmazlar.Güçlü
    kadından ise çekinirler, ona yanaşamazlar. Kadının hası bu dengeyi
    kurmayı bilir; gücünü erkeğin gözüne gözüne sokmaz.
    Has kadına naz da yakışır, kapris de. Öyle tatlı, öyle kıvamlı naz eder
    ki, onun nazını erkek zevkle çeker.
    Gerçek bir kadın şiir gibi olur, mey gibi olur, ömür gibi olur...

    CAN YÜCEL

     

    Birbirine aşık iki insanı ayıran azgın bir nehir olduğunu öğrendim. Korkular, kompleksler, beklentiler, egolar, şüpheler ve kaygılar nehridir bu... Güçlü akıntıların etkisiyle zaman zaman kabaran ve bulanıklaşan bu hırçın suyun öteki yanındaki sevdiğinize ulaşmak için tek bir şansınız vardır: Sadece onun aşkına güvendiğinizde varolan bir asma köprü... Bazen onun sevgisinden şüpheye düşersiniz. O zaman köprünüz zayıflar, onu tutan halatlardan bazıları kopar ve karşıya geçmek güçleşir. Yine de sağlam kalan birkaç halatın sayesinde geçersiniz. Ama bazen öyle anlar gelir ki sevildiğinize dair tüm inancınızı yitirirsiniz. İşte böyle zamanlarda kabaran dalgalar, biricik köprünüzü yıkar, sular batıp çıkan tahta ve halat parçacıklarını uzaklara götürür. Öteki kıyıda duran sevgilinize bakarsınız ve ona tekrar kavuşmanın bir yolunu arar ama bir türlü bulamazsınız. Böyle zamanlarda bazıları çare kalmadığını görüp nehrin kenarından uzaklaşırlar, bazıları da kendilerini azgın sulara atıp, karşıya yüzerek ulaşmayı denerler. Ama sevildiğini bilmeden ve sadakatten emin olmadan girilen bu nehirdeki akıntılar böyle bir yolculuğa izin vermez. Ya egonuz ve beklentileriniz sizi boğar ya da şüpheleriniz ve korkularınız... Yine de yüzmeye çalışanlardan bazıları hiç vazgeçmezler ve ömürlerini aslında bataklık olan o karanlık sularda çırpınarak geçirirler. Çünkü akıllarına yakınlarda bir yerlerde başka bir aşk ve başka bir nehir daha olabileceği gelmez. Daha ilk baştan nehri geçemeyeceğini anlayıp uzaklaşanlarsa, hayatları boyunca "acaba yüzebilir miydim" diye sormaktan kendilerini alamazlar...

    Comments

    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

    To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


    Don't have a Windows Live ID? Sign up

    Trackbacks

    The trackback URL for this entry is:
    http://cid-396d7e63bb1e56b7.spaces.live.com/blog/cns!396D7E63BB1E56B7!156.trak
    Weblogs that reference this entry
    • None